Skip to Content

Şifalı Bitkilerin Kullanımı

Şifalı Bitkiler
Şifalı bitkilerle tedavi biliminde önemli bir konu da, tedavi edici ilacın hangi yöntemle hazırlanması gerektiğini bilmektir. Yüzyıllar boyunca, iyileştirici özelliklerin etkinliğini açığa çıkarabilmek için, çok çeşitli bitki hazırlama yöntemleri geliştirilmiştir. Doğru bitki seçimi yapıldıktan sonra, en iyi hazırlama yönteminin saptanması gerekir.
Atalarımızın şifalı bitki kullanımında uyguladıkları ilk yöntem, kuşkusuz, taze bitkilerin doğrudan yenmesiydi. Şifalı bitki kullanımının süregeldiği daha sonraki binyıllar boyunca başka uygulama yöntemleri geliştirildi. Ama şimdi bizler, modern farmakoloji biliminin ışığı altında, tedavi için gerekli biyokimyasal maddeleri hangi yöntemlerle en iyi biçimde açığa çıkarabileceğimizi biliyoruz.
Daha önce de değinmiş olduğumuz gibi, bir bitkinin kalitesi, yalnızca içerdiği tüm etken maddelerin sayısı ile orantılı değildir. Sinerjik oluşumlar(bir işlevin yerine getirilmesinde birkaç maddenin işbirliği yapması), iyileştirici bir bütün oluştururlar ve oluşturulan bu bütün, parçalarının sayısından daha üstündür. Bitkilerin kullanıma hazırlanma aşamasında eğer bu bütün bozulur veya yitirilirse, iyileştirici gücün önemli bir bölümü de yitirilmiş olur. Bitkilerin kullanıma büyük bir dikkat ve bilinçle hazırlanmaları çok büyük önem taşımaktadır.
Bitkilerin tanıtıldıkları bölümde hep kullanım biçimlerinden söz edilecek, ama genelde ayrıntılara girilemeyecektir. İşte biz burada bu boşluğu doldurmaya çalışacağız. Bazı bölümlerin tam anlamıyla anlaşılabilmesi için, konuyu tüm ayrıntılarıyla açıklayan ilgili bölümlerin dikkatle okunması gerekiyor!
Okuyucuya kolaylık sağlayabilmek amacıyla, uygulamaları iki ayrı bölümde ele alacağız: İçten kullanımlar ve dıştan kullanımlar.
Bitkilerin İçten Kullanım Biçimleri
Bedensel bütünsellik açısından bakıldığında, şifalı bitkilerin içten kullanılmasının en doğru yöntem olduğunu görürüz; çünkü iyileşme içten dışa doğru gelişir. İyileştirici ilaçların içten kullanımında çeşitli yöntemler uygulanabilir. Ama başarıya ulaşabilmenin başlıca yolunun, bu uygulamalarda kullanılacak yöntemlerin doğruluğundan geçtiği unutulmamalıdır.
İçten kullanım için üç hazırlama yöntemi vardır:
1-Sulu yöntem
2-Alkollü yöntem
3-Taze veya kurutulmuş bitkiler
Suyla hazırlama Yöntemleri
Suyla hazırlamada değişik yöntemler uygulanabilir. Haşlayarak demleme(infuzyon), kaynatarak demleme(dekoksiyon), soğuk suda demleme(mazerasyon). Bazı bitki karışımlarında ise, önemli etken maddelerin yitirilmemesi için, yukarıda adı geçen iki veya üç yöntemin bir arada uygulanması bile gerekebilir.
Haşlayarak demleme(infuzyon)
Çay demlemeyi bilen kişi, bir infuzyonun nasıl yapılacağını da bilir. Şifalı bitki kullanımında uygulanan en basit yöntemdir ve kurutulmuş bitkiler kadar taze bitkiler de kullanılır. Bitki miktarının belirlenmesinde, 1 ölçek kuru bitki, 3 ölçek taze bitkiye eşittir. Aradaki bu fark, taze bitkinin içerdiği su miktarından kaynaklanmaktadır. Yani etki bakımından, 1 tatlı kaşığı dolusu kurutulmuş bitki, 3 tatlı kaşığı dolusu taze bitkiye eşittir.
Bir infuzyon reçetesi:
1-Önceden ısıtılmış bir cam veya porselen çay demliğine, orta boy bir su bardağı dolusu suya karşı, yarım veya bir tatlı kaşığı kurutulmuş bitki koyulur.
2-Demlikteki her yarım veya bir tatlı kaşığı kurutulmuş bitki için, orta boy bir su bardağı dolusu kaynar su eklenir ve 10-15 dakika boyunca, demliğin kapağı kapatılarak demlenmeye bırakılır. Süre sonunda, kapağın içinde yoğunlaşan sıvı tekrar demliğe damlatılır ve çay süzülür.
Bu tür bir haşlama demleme yöntemiyle hazırlanan bitki çayları genelde sıcak, ama soğuk ve hatta buz eklenerek de içilebilir. Acı maddeler dışındaki bitki çaylarını, meyan kökü, bal veya kahverengi şekerle tatlandırabilirsiniz. Acı madde içeren bazı bitki çaylarının tatlandırılması ise mümkün değildir ve gereksizdir.
İnfuzyonlar için uygun olan bitki organları, içerdikleri etken maddeleri açığa çıkarmak nispeten kolay olduğu için, yapraklar, çiçekler ve yeşil saplardır. Kabuk, kök, tohum veya reçineyi infuzyonda kullanmak istediğinizde, etken maddelerin kolayca açığa çıkabilmesi için, onları öğüterek toz haline getirmemiz gerekir. Rezene ve anason gibi tohumları infuzyonla demlemek istediğimizde de, onları havanda hafifçe ezmek gerekir. Tüm aromatik bitkiler, uçucu yağlarının yitirilmemesi için, ağzı iyice kapalı demliklerde veya benzeri kaplarda demlendirilmelidir.
Kaynatılarak Demleme (dekoksiyon)
Kullanılan bitki sert veya odunsu ise, etken maddelerin açığa çıkabilmeleri için, dekoksiyonun tercih edilmesi doğru olur. Kökler, odunlar, ağaç kabukları ve bazı tohumların hücre duvarları çok serttir. Etken maddelerin açığa çıkarak suya karışabilmeleri için de yüksek dereceli ısıya ihtiyaç vardır. Bu yüzden bu tür droglar belirli bir süre boyunca kaynatılmalıdır.
Bir dekoksiyon reçetesi:
1-Bir kabın içine, her bardak su için, yarım veya bir tatlı kaşığı kurutulmuş bitki veya 3 misli taze bitki koyulur. Kurutulmuş bitkiler ya çok ince kıyılmalı veya toz haline getirilmelidir, taze bitkiler ise ince kıyılır. Kullanılan kap, cam, seramik veya emaye metal olmalıdır. Alüminyum kesinlikle kullanılmaz!
2-Gereken miktarda soğuk su kaba eklenir.
3-Kabın içeriği kaynatılmaya başlanır ve reçetede belirtildiği süre boyunca kaynatılmaya devam edilir. Bu süre genellikle 10-15 dakikadır. Olası uçucu yağların yitirilmemesi için, kabın kapağı kapalı tutulur ve süre sonunda da, kapağın içinde yoğunlaşan sıvı tekrar kaba dökülür.
4-Sıcak çay süzülür ve önerildiği biçimde içilir.
Bir bitki karışımında yaprak ve odunsu bitkiler birlikte olduğunda, yapraklar haşlanarak, odunsu bölümler ise kaynatılarak demlenir ve demlenme sonunda birbirlerine karıştırılarak içilir.
Uçucu yağ içeren odunsu şifalı bitkiler, kaynatma sırasında uçucu yağlarının bir bölümünü yitirebilecekleri için, toz haline getirilerek infuzyon yöntemiyle demlenmesi, en olumlu sonucu verir.
Soğuk Suda Demleme(mazerasyon)
Mazerasyonlar, yani soğuk demlemeler, bitkinin etken maddelerine sıcak suyla zarar vermemek için veya sıcak suda açığa çıkabilecek olan bazı zararlı maddelerin açığa çıkmalarını önlemek amacıyla uygulanır. Su ve bitki miktarları, infuzyondaki gibidir. İnce kıyılmış bitkinin soğuk suda demlenme süresi 6-12 saat arasındadır ve ağzı kapalı bir kapta gerçekleştirilir. Süre sonunda süzülür ve içilir, ama eğer istenirse hafifçe ılıklaştırılabilir de.
Mazerasyonlar soğuk sütle de yapılabilir, ama kişinin süte karşı hiçbir alerjik tepki vermediğinden emin olmak gerekir.
Alkolle Hazırlama Yöntemleri
Etil alkol, bitkisel etken maddelerin suya göre daha kolay açığa çıkabilecekleri bir çözücüdür. Su-alkol karışımı ise, hemen hemen tüm önemli etken maddelerin açığa çıkabilecekleri en ideal çözücü ve konserve edici bileşimdir. Bitkilerin alkolde çözündürülerek kullanıma hazırlanmaları sonucunda elde edilen ürüne tentür adı verilir. Alkol yerine bazen doğal elma sirkesi de kullanılabilir.
Tentür hazırlanması hakkında burada verilen bilgiler, basit ve genel yöntemlere dayanır: Profesyonelce hazırlanan tentürlerde, her bitki için ayrı alkol-su oranı hesaplanır. Kullanılan alkolün derecesi genellikle yüksektir(70 derece civarı). Ama bizim amatörce kullanımlarımız için bu tür inceliklere gerek yoktur. Evde kullanılmak üzere hazırlanacak tentürlerde, 30 derecelik etil alkol, aynı derecedeki votka veya kanyak idealdir. Çünkü 30 derece civarı, tentürü uzun süre konserve edebilecek en düşük dereceli alkol-su karışımıdır.
Tentür yapımı için bir reçete:
1-Bir cam kabın(kavanoz veya şişe) 1/5 bölümü, ince kıyılarak kurutulmuş bitkiyle doldurulur ve üstüne 30-35 derecelik alkol-su karışımı, çalkalanabilecek kadar bir boşluk bırakılarak doldurulur ve kapak iyice kapanır. Taze bitki kullanımında ise, ince kıyılmış bitki miktarı, kuru bitkinin iki katı, yani kabın 2/5 bölümü olmalıdır.
2-Cam kap 2 hafta boyunca sıcak bir ortamda bekletilir ve günde 2-3 kere iyice çalkalanır.
3-Süre sonunda, şişedeki sıvı, dört kat edilmiş tülbentten geçirilerek iyice süzülür. 1-2 gün bekletildikten sonra bir kez daha tülbentten geçirilerek süzülür ve koyu renkli şişelere aktarılarak, şişelerin ağzı sıkıca kapatılır. Elde edilen bu başlangıç tentürü, serin bir ortamda saklandığında, kullanım süresi 2-3 yıl civarındadır.
Tentürün inceltilerek güçlendirilmesi: Bazı bitki tentürlerinin kullanımında başlangıç tentürü tercih edilir. Ama tentürler genellikle inceltilip-güçlendirilerek kullanılır ve bu konudaki tercihler, konu literatüründe (Homöopathie) tespit edilmiştir.
İnceltme-güçlendirme yöntemi: 1 ölçü başlangıç tentürü, 9 ölçü 30-35 derecelik alkol-su karışımı ile koyu renkli küçük bir şişede inceltilir ve iyice çalkalanır. Elde edilen tentür, desimal ölçüye göre, D1’dir ve şişenin üstüne, kullanılan bitkinin adı, tentür yapımının tarihi ve incelti derecesi (D1) bilgilerini içeren bir etiket yapıştırılır. D 1 inceltisinden alınan bir ölçü, aynen yukarıdaki gibi 9 ölçü alkol-su karışımıyla inceltilir, iyice çalkalanır ve D2 olarak etiketlenir. Böylece, kullanımı önerilen incelti derecesine ulaşılır (D4, D6 veya D 20 vs).
Homöopathie biliminde (tentür ile tedavi) 2 yüzyıl boyunca yapılan sürekli araştırmalar ve insan üzerinde yapılan deneylerle, hangi hastalıklara karşı hangi bitkisel, hayvansal veya mineral tentürün hangi incelti derecesinde, hiçbir yan etki yapmadan başarılı olabileceği kesinlikle saptanmıştır. Homöopathi yöntemleriyle yapılacak tedavilerde, konu literatüründe yerini almış olan bu incelti derecelerine ve kullanım dozajlarına mutlaka uyulmalıdır.
Bazı hastalıklara karşı çok yüksek incelti dereceleri (örneğin D30) önerildiğinde, konunun yabancısı olan kişi şaşkınlığa kapılabilir, ama bu tespitler kesinlikle doğrudur, çünkü tentürlerin etkinlikleri genelde inceltildikçe artar!
Tentürler, kullanım miktarları göz önüne alındığında, bitki çaylarından çok daha etkilidirler. Çok değişik kullanım biçimleri vardır. Doğrudan dil üstüne, biraz suya karıştırılarak veya sıcak suya karıştırılarak kullanılırlar. Alkol almak istemeyen veya alkol yasağı altında olan kişiler için sıcak su karışımı idealdir, çünkü alkol sıcak suyun içinde kısa sürede uçar ve geriye yalnızca bitkisel etken maddeler kalır. Tentürler ayrıca, tam veya yarım banyolara eklenerek de kullanılabilirler.
Ayrıca, bitki şarapları da hazırlanabilir. Bu şaraplar çok lezzetli olabilir, ama tentürler gibi uzun ömürlü olmazlar. Şifalı bitkiler bölümünde bu tür reçetelerle tanışacaksınız.
Sirke Tentürleri
Tentürler, alkol yerine sirke ile de hazırlanabilir. Sirke asidi de aynen alkol gibi, bitkinin etken maddelerini açığa çıkarır ve konserve eder. Bu işlem için özellikle elma sirkesi uygundur, çünkü elma sirkesinde zaten sağlığı destekleyici etken maddeler vardır. Kimyasal sirkeler kullanılmamalıdır. Hazırlama yöntemi aynen alkollü tentürlerdeki gibidir. Eğer elma sirkesine aromalı bitkiler eklenirse, mutfakta da kullanılabilecek çok hoş kokulu bir sirke elde edilmiş olur.
Şurup
Tadı kötü olan sıvı ilaçlarda(bitki çayı veya tentür), tatlandırıcı bir katkı kullanmak yararlı olabilir. Böylece, çocuklara verilecek öksürük çayları veya bitki özsuları lezzet bakımından cazip kılınmış olur.
Basit bir şurup şöyle hazırlanabilir: Bir kilo toz şekere yarım litre kaynar su eklenir ve hafif ısıda, şeker eriyip sıvı kaynamaya başlayana kadar sürekli karıştırılır. Kaynamaya başladığında hemen ocaktan çekilir.
Bu basit şurup, tentürlerle çok iyi uyum sağlayabilir. Bir ölçü tentür ve iki ölçü şurup iyice karıştırılır ve koyu renkli bir şişeye aktarılır, kapak iyice kapatılır ve serin bir ortamda saklanır. Taze bitki özsuları veya bitki çayları da şurupla karıştırılarak kullanılabilir. Özellikle, bitki özsuları ile öksürüğe karşı hazırlanan şuruplar başarıyla kullanılabilir.
Kurutulmuş Bitkilerin Doğrudan Kullanımı
Bazen kurutulmuş bitkilerin doğrudan kullanımının da yararlı yönleri vardır. Örneğin, tadı kötü olan bir bitkinin tadı alınmadan kullanılması ve bitkinin tümünün, odunsu bölümleri de dahil olmak üzere kullanılabilmesi. Daha da önemlisi, fazla sıvı almaması gereken (örneğin ağır böbrek hastası) kişilerin de bitki kullanımından yararlanabilmeleridir. Tabi ki elde edilecek yarar bitki çaylarına oranla daha az olacaktır, ama sonuçta küçük oranlarda önemli bir etki yaratabilirler. Kuru bitki kullanımının bir dezavantajı da, bitkilerin tadının alınamamasıdır. Çünkü acı madde bitkilerinin öncelikli etkisi, tat alma duyusunun beyne gönderdiği uyarılarla gerçekleşir. Bu tür bitkiler kapsüllerin içinde alındığında, etki azalacak ve hatta hiç ortaya çıkmayacaktır. Ama kişi yine de bitkileri kuru biçimde kullanmak istiyorsa, bitkileri elden geldiğince inceltmeye, toz haline getirmeye çalışmalıdır. Ancak bu durumda bitkinin tüm hücre duvarları yıkılacak ve böylece etken maddelerin beden tarafından özümlenebilmesi kolaylaşacaktır. Bu kullanım biçimi için gereken boş kapsüller eczanelerden veya ecza depolarından temin edilebilir.
Bitkilerin Dıştan Kullanım Biçimleri
Şifalı bitki bileşimlerinin bedene deri yoluyla da girebileceği gerçeğinden yola çıkılarak, şifalı bitkilerle tedavi biliminde bu amaçla pek çok yöntem geliştirilmiştir. Örneğin, vajinal yıkamalar da, içten kullanım izlenimi vermelerine rağmen, genel anlamda dıştan kullanım kategorisine girmektedir.
Banyolar
Yarım litre bitki çayı katkısıyla hazırlanan bir tam banyo, bitkisel etken maddelerin deri yoluyla alımının en etkili ve keyifli biçimidir. Bir başka seçenek de, oturma banyosu veya el ve ayak banyolarıdır. Çayı içilen her bitki banyo katkısı olarak da kullanılabilir. Tabi ki, şifalı bitkiler fevkalade kokulu banyolar için de kullanılabilir.
Rahatlatıcı banyo katkıları için birkaç örnek: Yatıştırıcı ve aynı zamanda da hoş kokulu bir banyo için, lavanta, oğulotu, mürver çiçeği veya biberiye katkısı kullanılabilir. Dinlendirici ve iyileştirici bir uyku sağlayabilmek için, kediotu kökü, şerbetçiotu veya ıhlamur katkılı bir banyo çok etkili olabilir. Uykusuz çocuklar veya diş çıkaran bebekler için, mayıs papatyası veya ıhlamur katkıları kullanılabilir. Ateşli hastalıklarda veya kan dolaşımının uyarılması gereken durumlarda, zencefil ve civanperçemi gibi uyarıcı ve terletici etki içeren katkılar çok rahatlatıcı olabilir.
Bunlar yalnızca birkaç örnektir. Öteki bitkileri de kişi kendisi bulabilir. Ayrıca eterli uçucu yağlar da, birkaç damla olarak banyo suyuna eklenebilir. Bitkisel katkılı tam banyolar, banyo küvetinde, 37-38 derece sıcaklıktaki suyun içinde 15-20 dakika kalarak yapılır. Süre sonunda kurulanmadan bir bornoza sarılıp, yatakta bir süre dinlenilmelidir. Oturma banyoları, el ve ayak banyoları da 10-15 dakikalık bir sürede yapılır. Banyolar sırasında ve sonrasında üşütülmemeye büyük özen gösterilmelidir.
Önceden hazırlanan bitki çaylarının banyo suyuna eklenmesi yerine, bir tülbendin içine bağlanan bitkiler sıcak banyo suyuna atılabilir ve böylece daha taze bir banyo katkısı elde edilmiş olur.
Vajinal Yıkamalar
Dıştan kullanımın bir başka türü de vajinal yıkama yöntemleridir ve lokal enfeksiyonlara, tahrişlere, mantar rahatsızlıklarına karşı uygulanır. Her yıkama için taze bitki çayı hazırlanmasına gayret edilmelidir. Bitki çayı beden ısısına uygun derecede ılıklaşınca (37 derece), yıkamada kullanılacak olan şırınganın içine çekilir ve vajinanın içine boşaltılır. Sıvının vajinada uzun süre tutulmasına gerek yoktur. Vajinal yıkamayı gerektiren rahatsızlıklarda, belirtinin sona ermesinden 3-4 gün sonrasına kadar yıkama günde 3 kere uygulanmalıdır. Ama 5-6 günlük bir tedavi sonrasında bir rahatlama olmadığında uzman doktora başvurulmalıdır.
Merhemler
Çeşitli merhem yapma yöntemleri vardır ve bu çeşitlilik genelde kafa karıştırıcıdır. Ben burada size basit bir geleneksel yöntemi açıklamaya çalışacağım: Merhemde kullanılacak taze bitki veya bitkiler çok ince kıyılır (iki büyük avuç dolusu). Yarım kilo margarin bir tencerede eritilir ve kızartma yapma kıvamına kadar kızdırılır, bitkiler yağın üstüne eklenir ve karıştırılır. Arada bir karıştırılarak 2-3 dakika pişirildikten sonra tencerenin kapağı kapanır ve demlenmeye bırakılır. Bir gece boyunca serin bir ortamda bekletildikten sonra, ertesi gün yine ocağa koyulur ve hafif ısıda erimeye bırakılır. Bir yandan da, 200g kadar vazelin bir başka kapta eritilmeye başlanır. Bitki yağı iyice ısındığında, üstüne tülbent serilen bir süzgeçten geçirilerek süzülür ve damlamaya bırakılır. Posa sıkılmamalıdır, aksi halde bitkinin özsuyu da yağa karışır ve merhem tabanına çökerek küflenir. Süzülen margarinle öbür tarafta eriyen vazelin birbirine eklenerek karıştırılırken, merheme hoş bir koku kazandırmak için, karışımın içine 15-20 damla bitki esansı (kekikotu, muz, elma veya lavanta) damlatılır ve iyice karıştırılır. Ayrıca, eğer istenirse, merheme iyi bir kıvam kazandırmak için, 20-30g kadar hakiki balmumu da eritilerek, merhem sıvısı sıcakken eklenir ve çok iyi karıştırılır. Vazelin nedeniyle merhem hızla katılaşacağı için, önceden hazırlanmış olan temiz merhem kaplarına aktarılır ve iyice soğuyana ve nemi uçana kadar kapların ağzı kapanmaz. Bu merhem aylar boyunca bozulmadan kullanılmaya hazır halde bekler. Buzdolabına gerek yoktur, ama sıcak ortamda bekletilmemelidir.
Aslında, derinin en iyi biçimde emebileceği merhem dolgu maddesi domuz içyağıdır. Kokusundan ve niteliğinden rahatsız olmayanlar, margarin yerine domuz içyağı kullanabilirler. Hatta, vazelin bile katmadan, merhemleri yalnızca bu hayvansal yağla hazırlayabilirler, ama bu tarz merhemin sürekli buzdolabında saklanması gerekir.
Kompresler
Sıcak bir kompres, iyileşmeyi hızlandırabilmek için, şifalı bitkilerin deriyi etkileyebilmelerini sağlayan çok yararlı bir uygulamadır. Temiz bir bez veya pamuk sıcak bitki çayına batırılıp, hafifçe sıkıldıktan sonra söz konusu bölgeye uygulanır. Kompreslerin etkili olmaları sıcak kalmalarına bağlıdır. Bu nedenle kompresler sık sık tazelenir veya bir naylon parçasıyla örtüldükten sonra, üstüne sıcak bir termofor koyulabilir.
Yara iyileştirici, uyarıcı ve terletici bitkilerin tümü kompresler için uygundur.
Şifalı Bitkiler Hakkında Bilinmesi Gerekenler
Şifalı bitkilerin belirlenmesi
Şifalı bitkileri doğada aramaya çıktığınızda, sağlığınıza önemli bir katkıda bulunmuş oluyorsunuz. Çünkü artık sıkışık kent merkezlerinden ve yoğun trafik akışından uzaktaki temiz bir doğada hareket ediyorsunuz. Bu hareketliliği bedeninizin ne kadar yararlı bulduğunu ve uzun gezintileri ne kadar özlediğini zamanla anlamaya başlayacaksınız. Şifalı bitkilerle henüz yeni tanışmakta olan kişiler, öncelikle doğayı tanımaya ve anlamaya çalışmakla yetinmelidirler. Belirtilmiş olan bölgelerde şifalı bitkileri arayın, onları belirlemeye çalışın ve böylece onların yaşam alanlarını tanıyın. Karar verme yeteneğine tam olarak güvenemeyen kişiler, konu uzmanlarının yönetiminde gerçekleştirilen bitki arama turlarına katılarak, bitki toplama pratiği edinmeye çalışmalıdırlar. Bu davranış yalnızca kişilerin sağlığı açısından değil, doğanın dengesi ve sağlığı açısından da önemlidir. Bazı bitkiler, doğayı koruma yasalarıyla koruma altına alınmış olabilir veya şifalı bitkilere çok benzeyen yararsız bitkiler boş yere toplanabilir. Ancak, aradığınız bitkiyi çok iyi tanıdığınıza inandığınızda bitki toplamaya çıkmalısınız.
Şifalı bitkilerin toplanması
Şifalı güçleri kurutulmuş hemcinslerine göre çok daha üstün olan taze bitkiler, şubat sonu ile ekim sonu arasındaki zaman içinde toplanabilir. Pek sert geçmeyen kış aylarında hatta, sinirliot, yoğurtotu veya yapışkanotu ve kırlangıçotu gibi bitkiler hala toplanabilir.
Kurutulacak bitkiler, mümkün olduğunca güneşli günlerde toplanmalıdır. Bunun nedeni yalnızca, güneşli havada yapılan bir yürüyüşün daha zevkli olabileceği değil, bitkilerin iyileştirici güçlerinin güneşli havalarda doruğa ulaşıyor olmasıdır. Ayrıca, topladığınız bitkilerin endüstri bölgelerinden ve yoğun trafiği olan yollardan uzakta gelişmiş temiz bitkiler olmasına özen gösteriniz. Bitkiler toprağın en az iki parmak üstünden kesilmeli, kökleriyle birlikte sökülmemelidir! Bitkileri eve taşımak için en uygun olanı bir sepet, file, bez torba veya kağıt torbalardır. Plastik torbalar kullanılmaz. Çünkü hava almayan plastik torbanın içindeki bitkiler hemen bozulur ve sağlıklı bir biçimde kurutulamazlar. Ve bir rica daha; bitki toplarken ölçüyü kaçırmayın!
Bazı çok güzel alanları ve ender bitkileri koruyabilmek için onların bazen koruma altına alındığını ve bu bölgelerde bitki toplamanın yasak olduğunu unutmayınız. Bu tür yasaklara uymalısınız!
Bitkilerin saklanması (korunması)
Bitkiler elden geldiğince tazeyken kullanılmalıdır. Ölçülü bir biçimde toplanan bitkilerin bir bölümü ise kış aylarında kullanılmaya hazırlanır. Güneşli havada toplanan bitkiler eve getirildiğinde, kesinlikle yıkanmadan, ince kıyılır ve kurutulur. İnce kıyılan bitkiler bu amaçla temiz örtülerin veya kağıtların üstüne yayılarak, gölge ve havadar bir ortamda kurumaya bırakılır. Bitkiler tam anlamıyla kuruduğunda, karton kutulara, kesekağıtlarına veya koyu renkli cam kavanozlara doldurulur. Teneke kutular, plastik kaplar veya torbalar bu iş için uygun değildir. Toplanan bitki, çay yapımı için bir sonraki mevsime kadar yeterli olmalıdır. Geçen bir yılın sonunda elde kalan bitkiler banyo katkısı olarak da başarıyla kullanılabilir.
Önemli uyarı: Reçeteler, çaylar, tentürler ve bitki banyoları yararlı olmadığında, kişinin evinde ve çalışma yerinde geopatik enerji alanlarının varlığı araştırılmalıdır. İki ellerinin arasına aldıkları bir çatal değnekle su veya maden arayıp bulabilen kişiler bu amaç doğrultusunda görevlendirilebilirler. Bu uzman kişinin yardımıyla, örneğin yatağın veya çalışma masasının bu olası enerji alanlarının dışına çıkarılması sonunda hasta kişide iyileşme hızlı bir biçimde başlayabilir.
Bitkilerin kullanımı ve birbirleriyle harmanlanması
Çay harmanlarında, karıştırılan bitkiler çok değişik hastalıklara karşı etkili olsalar bile kendinizi kesinlikle sınırlandırmaya kalkışmayınız! Şifalı bitkiler birbirlerine karşıt değildirler, yani birlikte kullanıldıklarında iyileştirici etkilerini karşılıklı olarak yok etmezler. Önerilen günlük çay miktarları da kesinlikle herhangi bir sorun oluşturmaz, çünkü böbreklerimizin günde ortalama iki litre sıvıya ihtiyacı vardır. Ama sırf bu yüzden, aşırı dozajlarla hazırlanan litrelerce bitki çayı içmenin de doğru bir tarafı yoktur. Şifalı bitkiler ölçülü kullanılmalıdır. Çaylarda veya banyolarda aşırı miktarda bitki kullanımı kişiye hiçbir kazanç sağlamaz. Bitkilerimizle aramızda oluşturabileceğimiz özel ilişkiler ise çok önemlidir. Hastalığın sizi ruhsal ve bedensel boyutta tam anlamıyla ele geçirmesini kabullenmek yerine, bedeninizle daha yakından ilgilenin, bedeninizde olup bitenleri duyumsamaya çalışın, iyileşmenin yollarını araştırın ve o yolları açmaya çalışın. Şifalı bitkilerin ölçülü kullanımı kadar, şifalı bitkilerle aranızda geliştireceğiniz olumlu ilişkiler de önemlidir.
Reçetelerde önerilen bitki miktarları, eczanelerden veya güvenilir bitki satıcılarından satın alacağınız kurutulmuş bitkiler için geçerlidir. Taze bitki toplamayı becerebilenler ise (taze bitkiler kurutulmuşlara göre çok daha etkilidir), bir bardak çay hazırlamak için, bir elin parmak uçları ile tutulabilecek kadar ince kıyılmış bitki kullanabilirler. Büyük bir elin kavrayabileceği fazladan birkaç yaprak parçasının pek önemi yoktur. Çok daha önemli ve öncelikli özellik, çay demlemek için önerilen ayrıntılara uyulmasıdır. Çay hazırlanırken bitkiler kesinlikle kaynatılmamalıdır, aksi halde iyileştirici etken maddeler yok edilmiş olur! Bitki katkılı bir tam veya yarım banyodan sonra terlemek ise, iyileşme yolunda olunduğunun başlıca belirtisidir.
Hastalıklara Karşı Alınabilecek Önlemler
Pek çok insan, bedeninin kusursuz çalışmasını bekler, ona sınırsızca yük bindirebileceğini ve onun kendini iyileştirici güçlerinin sınırsız olduğunu sanır. Bu açıdan kendilerini aldatanların hayatları tehlikededir. Çünkü bedenimiz, anlayış, bakım, yeterince hareket ve yeni güçler oluşturabilmek için dinlenmek ister. Kendi sağlığını dikkatsizce sömüren hiç kimse cezasız kalamaz. Bedenimize özenle davranışımızın olumlu etkilerini kanıtlayabilmek ise tabi ki pek kolay değildir. Herhangi bir kişi alışılmış ilkbahar nezlesine yakalandığında, o kişinin şanslı olduğu düşünülebilir. Ama bu şanslı sayılan kişinin basit uygulamalarla bedenini güçlendirmiş olabileceğini çok az kişi düşünür. Pek çok kimsenin, neden bir ökseotu kürü yapayım ki, kan dolaşımımda hiçbir anormallik yok, dediği de düşünülebilir. Yani sonuç olarak, akılcılıkla uygulanacak bir sağlık önlemi ancak önerilebilir. Sağlığı için neyin önemli olduğuna herkes kendi başına karar vermelidir. Ama Yaradan, sağlıklı yaşam için gereken her şeyi yaratmış. Bizden beklediği ise, armağanlarından yararlanabilmek için biraz çaba göstermemiz.
Bedene dayanıklılık kazandırmak
Genel sağlık için hiçbir şey, ışık, açık hava ve su banyoları kadar önemli değildir. Bu yöntemlerle kişi bedenini sertleştirebilir ve hastalıklara karşı dayanıklılık kazandırabilir. Bu konuda soğuk su, kalbi ve dolaşım sistemini uyarması, derinin kan dolaşımını arttırması açısından, önemli ölçüde öne çıkmaktadır. Bu uygulamalar sırasında aşağıdaki kurallara özenle uyulmalıdır:
a) Soğuk su kullanımından önce bedenin sıcak olması gerekir. En doğrusu, sıcak yataktan kalktıktan hemen sonra soğuk su kullanılmasıdır. Akşamları ise, bir yürüyüşle veya uygun beden hareketleriyle beden ısıtılmalıdır.
b) Banyo odası soğuk olmamalıdır. Hava akımı oluşmaması için, pencerenin ve kapının kapalı tutulması gerekir. Soğuk su kullanımından sonra bedenin yeniden hızla ısıtılması gerekir. Bunun en uygun yolu, bir süre için sıcak yatağa girmektir.
c) Bedeni güçlendirme önlemleri sırasında aşırıya kaçılmamalıdır, aksi halde beden bu tür uyarılara alışabilir ve beklenen sonuç alınamayabilir.
Bu konudaki tüm olanaklardan sürekli yararlanmak yerine, duruma göre değişik uygulamalara yönelmek doğru olacaktır.
Özellikle çocuklar için gerekli olan sağlık önlemleri: Elden geldiğince açık havada bulunmak! Ama bir annenin çocuğuna verebileceği en değerli şey, belirli bir süre boyunca onu emzirmektir Böylece ona, gelecekte karşılaşabileceği enfeksiyon hastalıklarına karşı korunma gücü sağlamış olacaktır. Çünkü anne sütünün içinde pek çok savunma maddeleri bulunur. Her çocuk, bağışıklık ve savunma sistemlerini oluşturmak zorundadır. Deri ise, soğuğa ve sıcağa karşı tepki göstermeyi öğrenmelidir. Bu öğrenim en iyi biçimde, açık havada hareket etmekle gerçekleştirilebilir; elden geldiğince hafif giyimli, yazın ise en doğrusu çıplak olarak. Çocuk ayrıca açık pencereli bir odada uyumalı ve çıplak ayakla dolaşmalıdır, ki henüz yumuşacık olan ayakları ayakkabı içinde biçimsizleşmeye karşı direnebilsin. İki yaşından sonra çocuğu yavaş yavaş serin suyla banyo ve duş yapmaya alıştırmaya başlanmalıdır. Banyonun ardından hep soğuk suyla duş yaptırılmalıdır. Çocuk eğer dışarıda bir su birikintisine dalarak ayaklarını ıslatmışsa, onları hemen bir sıcak ayak banyosuna sokmalı ve banyo sonunda iyice ovalayarak kurutmalıdır. Banyonun yanı sıra çocuk sıcak bir limonlu bitki çayı içmeli ve gerçekten ısınabilmek için hemen yatağa girmelidir.